Kabuslar neden oluşur?

Kabuslar neden oluşur? Bu rahatsız edici rüyalar; stres, kaygı, travmatik deneyimler, uyku düzensizliği ve bazı ilaçlar gibi farklı etkenlerle bağlantılı olabilir.

Kâbuslar; korku, çaresizlik, tehdit, suçluluk veya yoğun kaygı gibi olumsuz duygular içeren ve çoğunlukla kişinin uyanmasına neden olan canlı rüyalardır.

Uyandıktan sonra rüyanın ayrıntıları genellikle hatırlanır ve kişi kısa sürede nerede olduğunu anlayabilir.
Ara sıra kâbus görmek, özellikle stresli dönemlerde, olağan bir deneyimdir.

Ancak kâbusların sıklaşması, uykudan kaçınmaya veya gündüz yaşamının bozulmasına yol açması durumunda “kâbus bozukluğu” olarak değerlendirilmesi gerekebilir.

Biliyor muydunuz?

Kâbuslar çoğunlukla REM uykusunda görülür ve kişi uyandığında rüyasını ayrıntılı biçimde hatırlayabilir.

Biliyor muydunuz?

Uyku terörü kâbustan farklıdır. Genellikle derin NREM uykusunda yaşanır ve sabah çoğu zaman hatırlanmaz.

Kötü rüya ile kâbus aynı şey midir?

Bilimsel çalışmalarda bu iki kavram arasında küçük fakat önemli bir ayrım yapılır:

  • Kötü rüya, kişide olumsuz duygular oluşturan ancak onu mutlaka uyandırmayan rüyadır.
  • Kâbus, duygusal yoğunluğu kişinin uyanmasına neden olacak kadar yüksek olan rahatsız edici rüyadır.

Kâbustan uyanan kişi çoğu zaman rüyasını anlatabilir. Buna karşılık uyku terörü yaşayan kişi tam olarak uyanamayabilir, çevresine karşı şaşkın görünebilir ve sabah yaşananları hatırlamayabilir.

Kâbuslar uykunun hangi evresinde görülür?

Kâbuslar en çok canlı rüyaların yaygın olduğu REM uykusuyla ilişkilendirilir. REM sırasında beynin bazı bölgeleri oldukça aktifken vücudun büyük kasları geçici olarak hareketsiz kalır.

Bununla birlikte rüyalar yalnızca REM uykusunda görülmez; REM dışındaki uyku evrelerinde de rüya deneyimleri yaşanabilir.

REM dönemleri gecenin ikinci yarısında uzadığı için kâbuslar çoğunlukla sabaha doğru görülür ve daha ayrıntılı hatırlanabilir.

Biliyor Muydunuz?

REM uykusu dönemleri gecenin ikinci yarısında uzar. Bu nedenle sabaha doğru görülen kâbuslar daha canlı olabilir ve daha ayrıntılı hatırlanabilir.

Kabuslar Neden Oluşur? Bilimsel Açıklamalar

Kabuslar neden oluşur sorusunun tek bir yanıtı yoktur.

Kâbusların oluşmasının başlıca nedenleri

Kâbusların tek ve kesin bir nedeni yoktur. Genellikle duygusal yük, uyku düzeni, bireysel yatkınlık ve bazı biyolojik etkenlerin birleşimiyle ortaya çıkarlar.

1.Stres ve kaygı

Gündüz yaşanan stres, gece görülen rüyaların duygusal tonunu etkileyebilir. İş baskısı, ilişki sorunları, belirsizlik, sınavlar, taşınma veya kayıp gibi olaylar kâbusların artmasına yol açabilir.

Araştırmalarda “hiperuyarılmışlık” önemli bir açıklama olarak ele alınır. Buna göre sinir sistemi gündüz boyunca yüksek alarm düzeyinde kalır ve bu uyarılmışlık gece de tam olarak azalmaz. Beyin uyku sırasında bile tehdit içeren senaryolar üretmeye daha yatkın hale gelebilir.

Bu durum, her kâbusun gizli bir mesaj taşıdığı anlamına gelmez. Rüya, beynin o dönemdeki duygusal yoğunluğundan etkileniyor olabilir.

2.Travmatik deneyimler

Kazalar, afetler, şiddet, savaş, ağır kayıplar veya başka travmatik olayların ardından tekrarlayan kâbuslar görülebilir. Travma sonrası kâbuslar bazen olayın oldukça gerçekçi bir tekrarını içerirken bazen yalnızca aynı korku ve çaresizlik duygusunu farklı bir senaryoda yeniden üretir.

Travma sonrası stres bozukluğunda uykunun bölünmesi, REM uykusundaki düzensizlikler ve bedensel uyarılmanın yüksek kalması kâbuslarla bağlantılıdır. Bununla birlikte kâbus görmek tek başına kişinin travma sonrası stres bozukluğu yaşadığı anlamına gelmez.

Travmatik yaşantılarla bağlantılı biçimde tekrar eden rüyalar hakkında daha fazla bilgi için Tekrarlayan Rüyalar Neden Görülür? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz

3.Duygusal anıların işlenmesi

Uyku, anıların düzenlenmesi ve duygusal deneyimlerin işlenmesiyle ilişkilidir. REM uykusunda beynin duygu ve tehdit algısıyla bağlantılı bölgeleri etkin olabilir.

Bir görüşe göre kâbuslar, beynin yoğun veya çözümlenmemiş duygusal deneyimleri işlemeye çalışmasının sonucu olabilir. Yine de kabuslar neden oluşur sorusu bu şekilde net bir cevaba kavuşmaz.

Ancak bu açıklama hâlâ araştırılmaktadır. Bilim, belirli bir kâbusun neden tam olarak o hikâyeyle ortaya çıktığını güvenilir biçimde açıklayabilecek durumda değildir.

Uykunun rüyalar ve bellek üzerindeki etkisini daha ayrıntılı anlamak için Neden Bazı Rüyalarımızı Hatırlarız, Bazılarını Unuturuz? yazısına göz atabilirsiniz.

4.Uykusuzluk ve düzensiz uyku

Uyku süresinin azalması, sık uyanma, vardiyalı çalışma veya sürekli değişen yatış saatleri uyku mimarisini bozabilir. REM uykusu bir süre baskılandıktan sonra vücut sonraki gecelerde daha uzun veya yoğun REM dönemleri yaşayabilir. Buna REM geri tepmesi adı verilir.

REM geri tepmesi sırasında rüyalar daha canlı hissedilebilir ve bazı kişiler daha yoğun kâbuslar bildirebilir.

Bu nedenle özellikle hafta içinde az uyuyup hafta sonu çok uzun uyumak, bazı kişilerde rüya yoğunluğunda belirgin değişiklikler oluşturabilir.

5.İlaçlar ve maddeler

Beyindeki nörotransmiterleri veya uyku evrelerini etkileyen bazı ilaçlar rüyaların sıklığını, canlılığını veya duygusal içeriğini değiştirebilir. Bazı antidepresanlar, tansiyon ilaçları ve dopamin sistemini etkileyen tedaviler kimi kişilerde sıra dışı rüyalarla ilişkilendirilebilir.

Alkol ve bazı maddeler başlangıçta uykuyu kolaylaştırıyor gibi görünse de gecenin ilerleyen saatlerinde uykuyu parçalayabilir. Düzenli kullanılan alkolün veya başka bir maddenin aniden bırakılması da REM uykusunda geri tepmeye ve canlı rüyalara yol açabilir.

Ancak ilaçların etkisi kişiden kişiye değişir. Kâbus başladığında kullanılan ilaçlar gözden geçirilebilir fakat doktor önerisi olmadan ilaç kesilmemeli veya dozu değiştirilmemelidir. Psikotrop ilaçların rüyalar üzerindeki etkilerine ilişkin bilimsel veriler henüz sınırlıdır.

6.Ruhsal ve fiziksel sağlık sorunları

Kâbuslar; kaygı bozuklukları, depresyon ve travmayla ilişkili sorunlarla birlikte daha sık görülebilir. Uyku apnesi veya narkolepsi gibi uykuyu bölen rahatsızlıklar da bazı kişilerde yoğun rüya deneyimleriyle ilişkilendirilebilir.

Fakat bu ilişkiler doğrudan neden-sonuç anlamına gelmez. Bir kişinin kâbus görmesi, tek başına herhangi bir psikolojik ya da fiziksel hastalığın kanıtı değildir.

7.Ateş ve hastalık dönemleri

Ateş, ağrı, nefes alma güçlüğü veya sık uyanma, uykunun normal yapısını değiştirebilir. Bu dönemlerde rüyalar daha parçalı, garip veya tehdit edici hale gelebilir. Hastalığın oluşturduğu bedensel duyumlar da rüyanın içine katılabilir.

Kısacası kabuslar neden oluşur sorusunun cevabı, kişinin psikolojik durumu ve uyku düzeniyle birlikte değerlendirilmelidir.

Kâbusların içeriği neden bu kadar gerçekçi gelir?

REM uykusunda duygularla ilişkili bazı beyin bölgeleri oldukça aktifken mantıksal değerlendirme ve bilişsel denetimle ilişkili sistemlerin çalışma biçimi uyanıklık durumundan farklıdır.

Bu nedenle rüyada yaşanan bir olay mantıksız olsa bile o sırada bütünüyle gerçekmiş gibi algılanabilir. Kalp çarpıntısı, terleme ve hızlı nefes alma gibi bedensel tepkiler de uyanınca korkunun bir süre devam etmesine neden olabilir.

Biliyor muydunuz?

Kâbus sırasında uyanıldığında rüyanın ayrıntıları genellikle hatırlanabilir.

Biliyor muydunuz?

Kâbuslar yalnızca çocuklarda görülmez; yetişkinler de stresli dönemlerde daha sık kâbus görebilir.

Kâbuslar bir mesaj verir mi?

Kâbusların belirli semboller aracılığıyla herkese aynı mesajı verdiğine dair bilimsel kanıt yoktur. Örneğin düşmek, kovalanmak veya dişlerin dökülmesi gibi temalara tek ve evrensel anlamlar yüklemek güvenilir değildir.

Bununla birlikte rüyaların duygusal içeriği kişinin güncel yaşantısıyla bağlantılı olabilir. Burada daha anlamlı soru, “Bu sembol kesin olarak ne anlama geliyor?” yerine şu olabilir:

“Bu rüyada en baskın duygu neydi ve son dönemde aynı duyguyu hangi durumlarda yaşıyorum?”

Bu yaklaşım, sembollere hazır anlamlar yüklemekten daha gerçekçi ve kişiye özgüdür.

Farklı insanlarda tekrar eden rüya konularının nasıl araştırıldığını Dünyanın Farklı Kültürlerinde Ortak Rüya Temaları Var mı? yazımızda ele aldık.

Kâbusları azaltmak için neler yapılabilir?

Ara sıra görülen kâbuslar çoğunlukla özel bir tedavi gerektirmez. Yine de şu uygulamalar yardımcı olabilir:

  • Düzenli uyuma ve uyanma saatleri oluşturmak
  • Uzun süreli uykusuzluktan kaçınmak
  • Gece geç saatlerde alkol ve ağır yemek tüketimini sınırlamak
  • Uyku öncesinde kaygıyı artıran içeriklere ara vermek
  • Kâbusların zamanı, içeriği ve olası tetikleyicileri için uyku günlüğü tutmak
  • Stres ve travmayla ilişkili sorunlar için profesyonel destek almak

Tekrarlayan kâbuslarda en fazla araştırılmış yöntemlerden biri İmgeleme Prova Terapisi’dir (Imagery Rehearsal Therapy – IRT). Bu yöntemde kişi kâbusun hikâyesini uyanıkken daha güvenli veya daha az tehdit edici bir biçimde yeniden yazar ve yeni senaryoyu düzenli olarak zihninde prova eder.

Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi, IRT’yi hem kâbus bozukluğu hem de travma sonrası stresle ilişkili kâbuslar için önerilen psikolojik yaklaşımlardan biri olarak belirtmektedir.

Bazı araştırmalarda berrak rüya tekniklerinin tekrarlayan kâbuslar üzerindeki olası etkileri de incelenmektedir. Konuyla ilgili temel bilgiler için Berrak Rüya Nedir?] yazısını okuyabilirsiniz.

Ne zaman profesyonel destek alınmalı?

Şu durumlarda bir hekim, uyku uzmanı veya ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek yararlı olabilir:

  • Kâbuslar haftalar boyunca sık sık tekrarlıyorsa
  • Uykuya gitmekten korkmaya başladıysanız
  • Gündüz yorgunluğu, dikkat kaybı veya duygu durum bozukluğu oluşuyorsa
  • Kâbuslar travmatik bir olaydan sonra başladıysa
  • Uykuda bağırma, vurma, tekmeleme veya yataktan düşme yaşanıyorsa
  • Sorun yeni bir ilaca başladıktan sonra ortaya çıktıysa
  • Kâbuslarla birlikte nefes kesilmesi, horlama veya yoğun gündüz uykululuğu varsa

Özellikle rüyadaki hareketlerin fiziksel olarak uygulanması, sıradan bir kâbustan farklı bir uyku bozukluğuna işaret edebileceği için değerlendirilmelidir.

Sonuç

Kâbuslar çoğu zaman beynin stres, korku ve duygusal anılarla uyku sırasında kurduğu karmaşık ilişkinin ürünüdür. Tek bir kâbus genellikle hastalık belirtisi değildir ve sembollerine kesin anlamlar yüklemek bilimsel olarak doğru olmaz.

Ancak sık tekrarlanan, uykuyu bozan veya günlük yaşamı etkileyen kâbuslar ciddiye alınmalıdır.

Uyku düzeninin iyileştirilmesi, olası tetikleyicilerin belirlenmesi ve gerektiğinde İmgeleme Prova Terapisi gibi kanıta dayalı yöntemlerden yararlanılması, kâbusların sıklığını ve oluşturduğu sıkıntıyı azaltabilir.

Bu içerik kabuslar neden oluşur, kökeni nedir gibi sorulara cevap bulmaya çalışır, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; tanı veya kişisel tedavi önerisi yerine geçmez.

Kaynaklar

  • Morgenthaler, T. I., Auerbach, S., Casey, K. R., Kristo, D., Maganti, R., Ramar, K., Zak, R. ve Kartje, R. (2018). Position Paper for the Treatment of Nightmare Disorder in Adults: An American Academy of Sleep Medicine Position Paper. Journal of Clinical Sleep Medicine, 14(6), 1041–1055. https://doi.org/10.5664/jcsm.7178⁠�
  • Gieselmann, A., Ait Aoudia, M., Carr, M., Germain, A., Gorzka, R., Holzinger, B., Kleim, B., Krakow, B., Kunze, A. E., Lancee, J., Nadorff, M. R., Nielsen, T., Riemann, D., Sandahl, H., Schlarb, A. A., Schmid, C., Schredl, M., Spoormaker, V. I., Steil, R. ve Pietrowsky, R. (2019). Aetiology and Treatment of Nightmare Disorder: State of the Art and Future Perspectives. Journal of Sleep Research, 28(4), e12820. https://doi.org/10.1111/jsr.12820⁠�
  • Pagel, J. F. ve Helfter, P. (2003). Drug-Induced Nightmares: An Etiology-Based Review. Human Psychopharmacology: Clinical and Experimental, 18(1), 59–67. https://doi.org/10.1002/hup.465⁠�
  • Krakow, B., Hollifield, M., Johnston, L., Koss, M., Schrader, R., Warner, T. D., Tandberg, D., Lauriello, J., McBride, L., Cutchen, L., Cheng, D., Emmons, S., Germain, A., Melendrez, D., Sandoval, D. ve Prince, H. (2001). Imagery Rehearsal Therapy for Chronic Nightmares in Sexual Assault Survivors With Posttraumatic Stress Disorder: A Randomized Controlled Trial. JAMA, 286(5), 537–545. https://doi.org/10.1001/jama.286.5.537⁠�
  • Aurora, R. N., Zak, R. S., Auerbach, S. H., Casey, K. R., Chowdhuri, S., Karippot, A., Maganti, R. K., Ramar, K., Kristo, D. A., Bista, S. R., Lamm, C. I. ve Morgenthaler, T. I. (2010). Best Practice Guide for the Treatment of Nightmare Disorder in Adults. Journal of Clinical Sleep Medicine, 6(4), 389–401.

Bir yorum yazın